Ana içeriğe atla
Görsel
sinema salonunda film sonrası soru cevap bölümünde çekilmiş bir fotoğraf. Ekranda filmin afişi var.

İltica Görüşmecinizi Siz Olsanız İşe Alır mıydınız? İltica Odasında Ters Köşe: L’Audition

Senarist ve yönetmenliğini Lisa Gerig’in yaptığı L’Audition (2023)’u henüz vizyona girmeden yapılan ön gösterimlerinden birinde, Fribourg Rexx Sinemasında yönetmen ve oyuncularının katılımıyla yapılan özel gösterimde görme fırsatına sahip olduk. Bu belgesel filmin şimdiden Prix du cinéma suisse, Zürcher Filmpreis, Toronto, 30th Hot Docs Canadian International Documentary Festival Toronto gibi birçok festivalden ödülle döndüğünü not olarak düşelim.

 

Bir ön bilgi olması açısından; Fransızca ‘’L'Audition’’ kelimesinin Türkçedeki karşılığı dinleme, dinleyiş, duyma veya dinlenilmedir. İltica (sığınma) başvurusunda bulunanların İsviçre Göç Sekreteryası (SEM) görevlilerince sığınma gerekçelerinin sorgulandığı ve akabinde başvuru sahiplerinin mülteci olarak kabul ya da reddine karar verilen görüşmeye bu isim veriliyor.

 

Belgesel filmin künyesinden bahsettikten sonra şimdi hikayesi ve oyuncularına geçebiliriz. L’Audition’da aynı anda 4 ayrı iltica görüşmesini izliyoruz. Sri Lanka’lı trans bir kadın, Nijeryalı genç bir kadın, Afgan bir genç ve yine Kamerunlu genç bir erkek. Belgesel filmin en dikkat çekici yanı ise işte tam da burada. Oyuncuların tamamı gerçekten İsviçre’de iltica başvurusu yapmış gerçek ilticacılar. Yine onlarla görüşmeleri gerçekleştiren görüşmecilerin de gerçek iltica görüşmecileri olduğunu söyleyelim. Ortam gerçeği ile birebir aynı. Bir yazman, bir tercüman, bir NGO (Sivil Toplum Kuruluşu) temsilcisi, SEM adına yetkili iltica görüşmecisi ve elbette iltica başvurusunda bulunan kişi. Bu noktada belgesel filmin SEM (İsviçre Göç Sekreteryası)’nın dahiliyle çekildiğini aktarmamız önemli çünkü bu bilgi her ne kadar anlatılar büyük oranda ilticacıların gerçek hikayelerine yansıtsa da gerek ilticacı yani örneklem seçiminde gerekse filmin senaryo aşamasında ve son halini aldığı biçimde SEM’in müdahalesinin olup olmadığı ya da ne kadar olduğu yönünde bir soru işareti koymamızı gerekli kılıyor.

 

Belgesel filmin ilk yarısında görüşmecilerden gelen sorular eşliğinde ilticacıların ülkelerinde başlarına neler geldiği, neden ülkelerinden kaçtıklarını dinliyoruz. Bu bölüm elbette her bir ilticacı için kimisi oldukça travmatik anıların tekrar etmesine ve dolayısıyla duygu ve tansiyon yüklü sahnelerin yaşanmasına neden oluyor. Ağlamak, sık sık duraklamak, gözlerini kaçırmak veya anlamayan gözlerle dik dik bakmak ve ses tonuna yansıyan duygu durumları gibi çok sayıda mimik ve jest sahneye yansıyor. Öncesinde oyunculuk deneyimleri olup olmadığını bilmediğimiz ilticacı ve görüşmecilerin tüm belgesel film boyunca gerçek bir iltica görüşmesinin gerilimli, kaygılı, korkulu hatta yer yer esprili, komik anlarını yansıtmakta oldukça mahir olduğunu belirterek oyuncular ve yönetmen Lisa Gerig’in bu noktada özel bir tebriği hak ettiğini ifade etmemiz gerekiyor.

 

İsviçre’de mülteci ve ya mülteci adayı olanların çok iyi bildiği gibi ‘l'audition’’ boyunca size gelen sorular ve bu sorulara altlık eden yaklaşımlar çoğu zaman oldukça rahatsız edicidir. Savaştan, politik baskılardan, tehditlerden kaçarak gelmiş, ağır travmalar yaşayarak göç ülkesine bir şekilde ulaşmayı başarmışsınızdır ancak İsviçre Devletiyle ilk gerçekten muhatap olduğunuz o anda size oldukça kuvvetli bir biçimde ‘’hoşgelmediğiniz!’’ hissettirilir. İfadelerinizde sürekli olarak açık aradıklarını, tutarsızlık bulmaya gayret ettiklerini, sizi ters köşeye yatırmak istediklerini hiç çekinmeden belli ederler. Karşınızda devlet yani muktedir olduklarını hatırlatmak istercesine sözlerinizi yarıda keser, alakalı ya da alakasız şekilde başka sorular sorarlar. Güvenlik arayışında olan iltica sahiplerinin daha baştan güvende olmadıklarının hissi işte bu iltica görüşmelerinde bizzat SEM görevlisi iltica görüşmecileri tarafından verilir.

 

Filme dönecek olursak; Kamerunlu sığınmacının görüşme sırasındaki şu ifadeleri çoğumuzun duygularına tercüman olmuştur: «Görüşmeye çıkmadan önce kendimi ifade edeceğimi, gerekçelerimi anlatacağımı, anlaşılacağımı ve rahatlayacağımı düşünerek kendimi iyi hatta mutlu hissediyordum. Ancak görüşme sırasında hayal kırıklığı yaşadım. » (…)

 

« Bize görüşme sonrası evinize dönebilirsiniz diyorlar. Ama hiç kolay değil. Kendinizi çırılçıplak kalmış gibi ve de yalnız hissediyorsunuz. Yolda yürürken trenleri dahi görmüyordum »

 

Neden ülkenizi terkettiniz sorusunu açıklarken sözü kesilen Tamilli (Sri Lanka) kadın ilticacının “Ama daha anlatacaklarım bitmemişti” demesi üzerine görüşmeyi yapan SEM görevlisinin ‘’Ben kesebilirim, buna hakkım var!’’ diyerek rahatça sonraki sorusuna geçmesi bahsettiğimiz değersizleştirmeyi- nesneleştirmeyi göstermesi açısından yine iyi bir örnek.

 

Nijeryalı kadın sığınmacının hala ailesiyle görüşüp görüşmediği sorusuna karşılık olarak travmatik anılarının canlanması sonucu yaşaran gözlerini cebinden çıkardığı bir mendille silmesinin titizlikle (‘’Ailenize ne olduğu sorulduğunda ağladığınızı teyit eder misiniz?’’ ‘’Kaç kere gözünüzü sildiniz?’’) tutanağa geçirilmesi ise İsviçre’nin sığınmacılara bakış açısındaki mekanikliği göstermesi açısından yüzlerde acı bir tebessüm bıraktı.

 

Belgesel filme sığınmacıların iltica görüşmelerine dair ifade ettiği önemli noktalardan biri de size travma yaşatan olaylar hakkında sorular sorarken detayları öğrenmek adına ısrarla kesin bilgi istenmesi bir anlamda yine size bir bakıma yalancı muamelesi yapılmasıydı. Örneğin Kamerunlu sığınmacının karakolda polislerden gördüğü şiddeti anlattığı sırada kaç kişilerdi sorusuna karşılık verdiği 10 kişi civarında yanıtı bir türlü tatmin edici bulunmayarak sığınmacının hatırlayamıyorum demesine rağmen ısrarla ‘’tam olarak kaç kişilerdi?’’ sorusunun sorulmasıydı. Düşünsenize polislerin şiddetinden bilincinizi kaybettiğinizi söylüyorsunuz ancak onlar size ısrarlar polisler kaç kişiydi diyor!

 

Şimdi belgesel filmin -bizim de yazının başlığına çıkardığımız- en ilginç yanından bahsetmek istiyoruz. Filmin ikinci yarısında iltica başvurusunda bulunanlarla SEM görevlileri yer değiştiriyor! İltica başvurusunda bulunmuş olanlar yani biraz önce ‘’sanık’’ sandalyesinde oturanlar şimdi kendi görüşmecilerini işe almak için onlarla mülakat gerçekleştiriyor. Deyim yerindeyse bu defa ‘’sanık’’ sandalyesinde SEM var. İltica başvurusunda bulunanlar bu defa önceki bölümde kendilerine yaşatılanlardan hareketle SEM çalışanlarını sorguluyor. Empati kurmalarını sağlamak için sözlerini yarıda kesiyor ve soruyorlar ‘’Bu size nasıl hissettirdi?’’ 

 

Sorulardan bazıları şöyle; « Peki sizin SEM’de çalışma motivasyonunuz nedir? » «Karşınızdaki sığınmacıların kabulüne neye göre karar veriyorsunuz, kriteriniz nedir? » « Siz bize bunları sorma gücünü nerden buluyorsunuz? »Şu an kendinizi nasıl hissediyorsunuz? » Soruları durumu iyi tarif eden, etkili sorular arasındaydı. Sri Lanka’lı kadının « SEM’in başında olduğu iltica sistemini adaletli buluyor musunuz? Lütfen dürüstçe cevap verin?» sorusunu SEM görüşmecisinin « Bu sorunuza cevap veremem! » şeklinde yanıtlaması ise İsviçre iltica rejiminin ironisini anlatması açısından dikkat çekiciydi. Bu bölümde yaşanan diyalogların izleyiciye iltica sistemini sorgulattığı kesin.

 

Belgesel filmin sonunda biz izleyicilerle buluşan filmin senarist ve yönetmeni Lisa Gerig, Kamerunlu ve Nijeryalı sığınmacılar ve filmde yer alan bir SEM görüşmecisinin izleyicilerden gelen soruları açık yüreklilikle cevaplandırdılar. Yazıyı bitirirken; en genel manada göçmen sineması olarak adlandıracağımız sinema türünün önemine dikkat çekmek istiyoruz. Göçmenler cephesinde yapılacak bu benzeri göç yolları, iltica kampları, iltica görüşmeleri ve peşi sıra gelen zorluklar hakkında yapılacak filmlerin sanatın gücüyle birleşerek geniş kitlelerde politik bir farkındalık yaratarak devletlerin göç-iltica politikalarını sorgulatmada çok büyük katkısı olacağı şüphe götürmez bir gerçektir. Keza bunun burda adı zikr edilemeyecek kadar çok sayıda örneği var. Göç yollarında ve göç ülkesinde yaşanan çeşitli zorluklar, açık insan hakları ihlalleri ve travmaların.. tüm güçlüklere rağmen başarılanların aynı zamanda bir sağalma ve dirilme yolu olarak beyaz perdeye taşınması önemlidir. Göçmen sineması hakkında daha fazla düşünmek, göçmen sineması için daha fazla kafa yormakta fayda var.

 

PangeaKolektif üyeleri

 

Özgür Türk  -  Tuncay Özdemir
29 Mart 2024

 

L’Audition (2023) Belgesel Filmi hakkına detaylı bilgi için:

https://www.outside-thebox.ch/laudition/