Ana içeriğe atla
Görsel
intiharın olduğu kampın ismi

Kamp Koşulları İntihara Sürükledi!

‘Kamp yönetimi yüzünden canıma kıyacağım. Türkiye’de yaşadığım baskıyı buradada aynen yaşıyorum.’

Bu sabah Bern kantonuna bağlı Steffisburg’taki kampta kaldığı odasında ilaç içerek intihar girişiminde bulunan ve makine bağlı olarak hayati tehlikesi devam eden Nesimi Demir’in bu sözleri sığınmacı kamplarındaki koşulların insanlık dışı olduğunu bir kez daha gün yüzüne çıkarıyor. 

 

Bize ulaşan bilgiler ve arkadaşlarının anlatımına göre Nesimi (kimlik ismi Nesimi ancak arkadaşları Özgür ismini kullandığını söylediler.) kamp koşullarındaki baskılar nedeniyle bir süredir psikiyatri desteği alıyormuş. Gittiği seansların birinde yanında bulunan arkadaşı Nesiminin psikiyatriste ‘Kamp yönetimi yüzünden canıma kıyacağım. Türkiye’ye dönemiyorum. Türkiye’de yaşadığım baskının aynısını burada da yaşıyorum. Ya siz bir şeyler yapın ya bana bir yol gösterin. Yoksa intihardan başka çarem yok’ şeklinde yaşadığı ruh halini ifade ettiğini aktardı. 

 

Yaşadığı Adana’da karşılaştığı politik baskılar ve hakkında açılan davalar nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kalmış ve 2022 yılın Ekim ayında İsviçre’ye iltica etmiş Nesimi. 20’li yaşlarının sonunda ve bekar. İsviçre’ye geldiği ilk günden beri gönderildiği tüm kampların koşullarının kötü olduğu biliniyor. Bern kantonunun Thun, Interlaken şehirlerinde spor salonundan bozma, sağlıksız koşullardaki kampalarda kaldıktan sonra en son Steffisburg’taki kampa transfer edilmiş. Kaldığı bu kampta da kamp yönetiminin baskıcı uygulamaları, iltica sürecinin uzaması ve belirsizlikler psikolojisini olumsuz etkilemiş. Gelinen son noktada intihara başvurmuş. Yoğun bakıma kaldırılıp midesi temizlenmiş, hastanede tekrar kötületiği için makineye bağlanmış. Durumunun kritik olduğu belirtildi. 

 

İnsanlık dışı Kamp Koşulları, Uzun Bekleme Süresi Nesimi’yi İntihara Sürüklemiştir, İntihar Değil Katliam Girişimidir

Arkadaşlarının ifadesi ile kamp koşulları sadece Nesimi’yi değil herkesi bezdirmiş durumda. Kaldıkları kampın işletmesi ABO (Asyl berner oberland) kuruluşunun elinde. 

 

‘Temizliği biraz erken yapıp kamptan erken çıkayım diyoruz kabul etmiyorlar. Kampta olduğumuzu bildikleri halde her gün imza atmak zorunda bırakılıyoruz. İmza saatleri gün ortasında olduğu için şehir merkezine dahi gitmek zorlaşıyor. Resmen kampa hapsediliyoruz. Kamp yönetimi taleplerimizi ve şikayetlerimizi dinlemiyor. Sağlık sorunumuz nedeniyle doktora gittiğimizde bile eğer rapor almamışsak o hasta halimizle dahi çalışmaya zorluyorlar. Çalışmazsak ya da imza atmayı unutsak zaten günde 13 frank olan bütçemizi kesmekle tehdit ediliyoruz. Parasız bırakılmakla, açlıkla terbiye etmeye çalışıyorlar. Dayanılacak gibi deği…’ bu sözler aynı kampta kalan Nesimi’nin arkadaşına ait. 

 

Şartlı tahliye uygulamasını aratmayan imza uygulaması, şehirden yalıtılmış kamplardan başka bir yere çıkamayacak hale getirerek tecrit etme,  dalga geçercesine topluma ‘entegre’ edeceğiz diyerek kamplarda temizlik, mutfak işleri, tamir gibi angarya işlerde zorla çalıştırma uygulaması ile emeklerin sömürülmesi…  Hem toplumdan, sosyal, kültürel yaşamdan uzak tutarak izole ediyorlar, öncelikli ihtiyaçlarımız olan dil öğrenme, mesleki ve akademik eğitimi teşvik etmeyip kamplarda ucuz işgücü olarak kullanıyor sonra da bunun adına ‘Entegrasyon Projeleri’ diyorlar, uyulmadığında iltica sürecinin olumsuz etkilenmesi,bütçeden para kesilmesiyle tehdit ediyor ‘sizi zola getirmedik istemeyen çeker gidersiniz’ sözleri ile ezmeye, biyat ettirmeye çalışıyorlar. İşte tam da kamplardaki uygulamaların özeti budur. 

 

Kamp koşullarının insanlık dışı olmasının yanında iltica sürecinin çok uzatılması da, belirsizlik içinde beklemek de koşulları daha fazla ağırlaştırmaktadır. Bir çok insan bu bekleme süreçlerinde ne olacağını düşünmekten, aile birleşimini bir an önce gerçekleştirip ailesine kavuşmayı düşünmekten ruhsal bitkinlik yaşamaktadır. 

Çaresizliğe sürüklenen insanlara uygulanan baskılar ölüme kadar götürmektedir. 

 

Bir İntiharın Tekrar Tekrar Düşündürttükleri : Kamplardaki baskılar, tehditler ve örgütsüzlüğün getirdiği çaresizlik

Yukarıda bahsini ettiğimiz olay ve koşullar bizleri çoğu zaman çaresizliğe itmektedir. Geldiğimiz ülkeyi tanımamanın, bilgi eksizliğinin, dilsizliğin yalnızlaştırıcılığının sonucu olarak güçsüz hissettirmektedir. Terk etmek zorunda kaldığımız ülkenin haksızlıklarına, adaletsizliklerine ve insanlık dışı koşullarına karşı çıkmışken bir anda kendini bu çaresizliğin içinde bulduğunda yaşadıklarını kendine yediremiyor insan. Bu ruh halinde iki uç örnek yaşanabiliyor. Ya tek başına anlık tepkiler ya da çaresiliğe yenik düşüp intihara girişmek gibi. Tek başına tepkiler ya da direnişlerin kazanımlar elde ettiği de olsa bireysel ve geçici çözümler olmaktan öteye gidemeyebilir. Her ikisini de doğuran neden örgütsüzlüktür. 

 

Kamplardaki kurallar dayatması, tehditler sadece kamp yönetimi tarafından dile getirilmekle kalmıyor ayrıca şehir efsanesi olarak kulaktan kulağa yayılıyor ve mülteciler arasında dahi birbirini korkutmaya dönüşebiliyor. Örneğin, kamp koşullarını şikayet ederseniz, talepte bulunur ve haksızlık karşısında hakkınızı ararsanız kamp yönetimi sizi rapor etmekle ve iltica sürecini olumsuz etkilemesini sağlamakla tehdit etmektedir. Bu tehdit mülteciler üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanmaktadır. Oysa ki iltica süreci ile kamp yönetimi değil SEM(İsviçre Göç Sekreterliği) ilgilenmektedir ve kamp yönetiminin belirleyiciği yoktur. Koca bir yalandır. Aksine haklarımızı bilerek, bilinçli ve örgütlü hareket ettiğimizde olumlu sonuçlar alınmaktadır.

 

Öz Örgütlenmemiz Bizi Ayakta Tutar, Güçlü Kılar!

Mülteciler olarak nasıl ki terk etmek zorunda kaldığımız ülkenin haksız, adaletsiz, eşitsiz düzenine uyum sağlamayıp karşı çıktıysak, insanca ve onurlu bir yaşam istediysek burada da bize entegrasyon adı altında dayatılan biyata, baskılara ve tehditelere boyun eğmeyelim, insanca ve onurlu yaşam istemeye devam edelim. Çaresiz ve yalnız değiliz. Göçmenlerin öz örgütlenmesinde buluşalım ve dayanışmayı büyütelim. Örgütlemekten başka çaremiz yok.

 

PangeaKolektif

25.08.2023

 

İlgili yazılar : Mülteci Politikaları ve Öz Örgütlenmenin Önemi

Kamplardaki Dostlarımız Bize Ulaşın Dayanışmayı Büyütelim! Öz Örgütlenmemizden Aldığımız Güç Bizi AyaktaTutuyor!