16 aydır Federal Mahkeme’den karar bekliyor: Welat Aydın açlık grevinin 3. gününde
Türkiye’de yaklaşık altı yıl cezaevinde kaldıktan sonra baskılar nedeniyle İsviçre’ye sığınan Welat Aydın, iltica dosyasının yaklaşık 16 aydır Federal İdare Mahkemesi’nde sonuçlandırılmamasına karşı başlattığı açlık grevinin 3. gününde. Açlık grevinin ilk gününde avukatı aracılığıyla mahkemeye teslim ettiği dilekçeye yanıt veren Federal İdare Mahkeme, “Elimizde daha uzun süredir bekleyen dosyalar var. Bu nedenle size kesin bir tarih veremiyoruz. En kısa sürede geri dönüş yapacağız” cevabını iletti. Aydın, bu belirsizliğin yalnızca kendisini değil, yıllardır karar bekleyen yüzlerce sığınmacıyı etkilediğini söyledi.
İsviçre’nin St. Gallen kantonundaki Federal İdare Mahkemesi önünde açlık grevinin 3. gününü sürdüren Welat Aydın, Türkiye’de yaşadığı gözaltıları, işkenceyi, yaklaşık altı yıllık cezaevi sürecini, tahliye sonrası maruz kaldığını belirttiği baskıları ve İsviçre’de üç yılı aşkın süredir devam eden iltica mücadelesini anlattı. Yaklaşık 16 aydır sonuçlanmayan itiraz dosyasının kendisini açlık grevine götürdüğünü söyleyen Aydın, eyleminin yalnızca kendi dosyası için değil, yıllardır hukuki belirsizlik içinde bekletilen tüm sığınmacılar adına bir protesto olduğunu ifade etti.
“Federal Mahkeme bana yine beklememi söyledi”
Aydın’ın açlık grevine başlamasında en önemli etkenlerden biri, iltica dosyasının yaklaşık 16 aydır Federal İdare Mahkemesi’nde bekletilmesi oldu.
İsviçre Göç Sekreterliği’nin (SEM) verdiği ret kararının ardından Federal İdare Mahkemesi’ne itiraz ettiklerini belirten Aydın, mahkemenin dosyayı doğrudan reddetmeyerek ilk derece makamdan yeniden görüş istediğini, ancak SEM’in önceki kararında ısrar ettiğini söyledi.
Aradan geçen yaklaşık 16 aya rağmen dosyası hakkında herhangi bir karar verilmediğini ifade eden Aydın, açlık grevine başladığı ilk gün avukatının desteğiyle hazırladığı dilekçeyi Federal İdare Mahkemesi’ne teslim etti. Dilekçede hem dosyasının gecikmeksizin sonuçlandırılması hem de yetkililerle görüşme talebi yer aldı.
Aydın, açlık grevinin 3. gününde Federal İdare Mahkemesi’nden yanıt geldiğini belirterek, mahkemenin kendisine, “Elimizde daha uzun süredir bekleyen dosyalar var. Bu nedenle size kesin bir tarih veremiyoruz. En kısa sürede geri dönüş yapacağız” cevabını verdiğini aktardı.
Bu yanıtın yaşadığı belirsizliği daha da derinleştirdiğini söyleyen Aydın, “Hayatımın ne zaman normale döneceğini bilmiyorum. Ne çalışabiliyorum ne de geleceğimi planlayabiliyorum. Sürekli beklemem söyleniyor.” dedi.
Çocuk yaşta gözaltıyla başlayan süreç
Aydın, Türk devletiyle ilk temasının henüz 14 yaşındayken gerçekleştiğini anlattı.
15 Şubat 2008 tarihinde Diyarbakır’da düzenlenen bir gösteri sırasında gözaltına alındığını söyleyen Aydın, o dönem herhangi bir siyasi bilinçle hareket etmediğini, mahalledeki diğer çocuklarla birlikte bulunduğu için gözaltına alındığını ifade etti.
Yaklaşık beş yıl süren yargılama sonucunda dosyanın 2013 yılında tamamlandığını belirten Aydın, bu olayın iltica gerekçesi olarak değil, çocuk yaşta başlayan sistematik baskının ilk halkası olduğunu söyledi.
2011’de gençlik çalışmalarına katıldı, 2017’de tutuklandı
Kürt özgürlük hareketiyle 2011 yılında tanıştığını anlatan Aydın, özellikle 2011-2014 yılları arasında Diyarbakır Sur başta olmak üzere farklı bölgelerde gençlik çalışmaları yürüttüğünü söyledi.
Bu faaliyetler nedeniyle iki kez gözaltına alındığını belirten Aydın, 2017 yılında yeniden gözaltına alındığını ve bu kez 14 gün boyunca gözaltında tutulduğunu ifade etti.
“Doktora işkenceyi anlattığım için yeniden darp edildim”
Aydın, gözaltında ağır işkence gördüğünü söyledi.
İlk günlerde yoğun biçimde darp edildiğini ve sağlık kontrolüne götürüldüğünü anlatan Aydın, doktora darp edildiğini söylediğinde vücudundaki izlerin tespit edildiğini belirtti.
Ancak sağlık kontrolünden dönerken işkenceyi doktora anlattığı gerekçesiyle yeniden darp edildiğini ifade eden Aydın, gözaltında kaldığı 14 gün boyunca fiziksel şiddet, tehdit, hakaret ve yoğun psikolojik baskıya maruz kaldığını söyledi.
Yaklaşık altı yıl cezaevinde kaldı
Gözaltının ardından Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklandığını belirten Aydın, yaklaşık altı yıl cezaevinde kaldığını anlattı.
Cezaevini yalnızca infaz yeri değil aynı zamanda politik mücadelenin sürdüğü bir alan olarak gördüğünü söyleyen Aydın, bu nedenle çok sayıda disiplin soruşturması, hücre cezası ve disiplin yaptırımıyla karşı karşıya kaldığını ifade etti.
90 gün açlık grevi yaptı
2019 yılında Kürt Özgürlük Hareketi Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle cezaevlerinde başlatılan süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerine katıldığını anlatan Aydın, yaklaşık 90 gün açlık grevinde kaldığını söyledi.
Bu sürecin fiziksel ve psikolojik açıdan son derece ağır geçtiğini ifade eden Aydın, cezaevindeki arkadaşlarının dayanışması sayesinde süreci tamamlayabildiğini belirtti.
Şartlı tahliyesi “pişmanlık” dayatmasıyla engellendiğini söyledi
Aydın, normal koşullarda 4 yıl 8 ay sonunda şartlı tahliye edilmesi gerektiğini ancak İdare ve Gözlem Kurulu tarafından siyasi görüşlerinden vazgeçmesi ve pişmanlık göstermesi yönünde baskıya maruz bırakıldığını ifade etti.
Bu dayatmaları kabul etmediği için tahliyesinin engellendiğini söyleyen Aydın, yaklaşık 5 yıl 9 ay cezaevinde kaldığını belirtti.
Tahliye sonrası baskılar sürdü
Cezaevinden çıktıktan sonra da baskının sona ermediğini söyleyen Aydın, sürekli yol kontrollerine maruz kaldığını, takip edildiğini hissettiğini, kendisine ajanlık teklif edildiğini ve askerlik gerekçesiyle tehdit edildiğini öne sürdü.
Artan baskılar nedeniyle Diyarbakır’dan İzmir’e gittiğini ancak burada da güven içinde yaşayamayacağını düşünerek Türkiye’den ayrılma kararı aldığını ifade etti.
“Dayım cezaevinde yaşamını yitirdi”
Aydın, ailesinin de siyasi baskılardan etkilendiğini anlattı.
Dayısı Yılmaz Özalp’in politik tutuklu olduğunu ve cezaevinde yaşamını yitirdiğini belirten Aydın, bu olayın ailesi üzerinde derin izler bıraktığını söyledi.
İsviçre’de on farklı kampta kaldı
2023 yılında İsviçre’ye geldiğini anlatan Aydın, yaklaşık üç yıl içerisinde on farklı iltica kampına sevk edildiğini söyledi.
Avrupa’ya ilişkin beklentilerinin iltica sürecinde değiştiğini belirten Aydın, kamplarda insani olmayan koşullar ve sistematik baskılarla karşılaştığını savundu.
“Mahkemede kendimi suçlu gibi hissettim”
İltica duruşmalarının kendisi açısından son derece ağır geçtiğini söyleyen Aydın, yaşadıklarını kronolojik biçimde anlatmak istediğinde sık sık sözünün kesildiğini ifade etti.
İlk ifadenin tamamlanamadığını ve ikinci duruşma günü verildiğini belirten Aydın, çocuk yaşta yaşadığı ilk gözaltıyı anlatırken mahkeme heyetinin, “14 yaşında gözaltına alınmış olmanız bugün iltica gerekçesi değildir.” değerlendirmesinde bulunduğunu aktardı.
Kendisinin ise bunun tek başına iltica gerekçesi olmadığını, çocuk yaşta başlayan baskının sonraki gözaltılar, işkence, tutukluluk ve tahliye sonrası baskılarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söylediğini ifade etti.
Ret kararına itiraz etti
İsviçre Göç Sekreterliği’nin (SEM), ceza dosyalarının kapanmış olmasını gerekçe göstererek iltica başvurusunu reddettiğini belirten Aydın, oysa İsviçre’ye geldiğinde üç dosyasının halen açık olduğunu söyledi.
Ayrıca iltica nedeninin yalnızca ceza dosyaları değil, yıllar boyunca maruz kaldığı baskılar ve güvenlik tehdidi olduğunu vurguladı.
“N statüsüyle hayat kuramıyorum”
Yaklaşık üç yıldır yalnızca N statüsüyle (İsviçre devletinin iltica süreci devam eden mültecilere verdiği statü) yaşadığını söyleyen Aydın, bu nedenle çalışma imkanlarının ciddi biçimde kısıtlandığını belirtti.
Kamplarda verilen maddi desteğin yalnızca temel ihtiyaçları karşıladığını ifade eden Aydın, insanların bağımsız bir yaşam kuramadığını söyledi.
Kampta intihar girişimine tanık oldu
St. Gallen’de kaldığı kampta bir sığınmacının boğazını keserek intihar girişiminde bulunduğunu anlatan Aydın, uzun süreli belirsizliğin insanlar üzerinde ağır psikolojik sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
“Bu açlık grevi yalnızca benim için değil”
Başlattığı açlık grevinin yalnızca kendi dosyasıyla ilgili olmadığını söyleyen Aydın, yıllardır belirsizlik içinde bekletilen tüm sığınmacıların yaşadığı sorunlara dikkat çekmek istediğini belirtti.
İsviçre makamlarına dosyaların makul süre içerisinde sonuçlandırılması çağrısı yapan Aydın, insanların yalnızca hayatta kalmasının değil, insanca yaşayabilecek koşullara kavuşmasının da sağlanması gerektiğini ifade etti.
Federal İdare Mahkemesi’ne ise dosyasının daha fazla bekletilmeden adil ve hukuka uygun biçimde karara bağlanması çağrısında bulunan Aydın, “Bu hukuki belirsizlik sona erene kadar mücadelemi sürdüreceğim.” dedi.
Aydın, son olarak İsviçre’deki dayanışma örgütlerine, demokratik kurumlara ve insan hakları savunucularına ortak mücadele çağrısı yaparak, yıllardır sesi duyulmayan sığınmacılar için daha güçlü bir dayanışma ağı kurulması gerektiğini söyledi.
Röportaj: M. Murat Yıldırım
Welat Aydın, açlık grevi direnişin 3. gününde de dayanışma ziyaretleri almaya devam etti.