Ana içeriğe atla
Görsel
DEPORT

Zürih’te Zorla Geri Gönderilmelere Karşı Eylem: “Sığınma Hakkı Temel Bir İnsan Hakkıdır”

 

Zürih’te Geri Göndermelere Karşı İttifak tarafından düzenlenen eylemde, Avrupa’nın sertleşen sınır politikaları ve İsviçre’de yükselen ırkçı söylemler protesto edildi. PangeaKolektif Eş Sözcüsü Meral Yeşiltaş, yaptığı konuşmada göçmenlerin kriminalize edilmesine tepki göstererek, “Hiç kimse doğduğu coğrafya yüzünden suçlu değildir” dedi.

 

İsviçre’nin Zürih kentinde, “Türkiye’ye ve diğer ülkelere zorla geri gönderilmelere hayır” çağrısıyla düzenlenen eylemde göçmenler, dayanışma ağları ve çeşitli kurumlar bir araya geldi. Triemli’de bulunan iltica koordinasyon merkezi önünde gerçekleştirilen eylemde, zorla geri gönderme politikaları, geri gönderme merkezleri ve Avrupa’nın yeni mülteci rejimi protesto edildi.

 

Eylem, zorla geri gönderilmelere ve Dublin uygulamalarına karşı mücadele yürüten dayanışma ağları ile göçmen örgütlenmelerinin çağrısıyla gerçekleşti  PangeaKolektif'de eyleme, Geri Göndermelere Karşı İttifak'ın bileşeni olarak katıldı.

 

“İnsanlar suçlu değil, hayatta kalmaya çalışıyor”

 

PangeaKolektif adına açıklamayı okuyan Eş Sözcü Meral Yeşiltaş, Avrupa’da göçmenlerin sistematik biçimde kriminalize edildiğini söyledi. Açıklamada, savaşlar, yoksulluk, politik baskılar ve devlet şiddeti nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan insanların, geldikleri ülkelerde suçlu muamelesi gördüğü ifade edildi.

 

Yeşiltaş, geri gönderme merkezlerinde insanların tecrit edildiğini, sabaha karşı yapılan polis baskınlarıyla çocukların korkuyla uyandırıldığını ve insanların zorla geri gönderilmeye çalışıldığını belirterek, “Sığınma hakkı pazarlık konusu değil, temel bir insan hakkıdır” dedi.

 

Yeni mülteci paktına tepki

 

Açıklamada Avrupa Birliği’nin yeni mülteci paktına da dikkat çekildi. Sınır bölgelerinde kurulacak kamplar, hızlandırılmış geri gönderme süreçleri ve temel hakların askıya alınmasının “güvenlik” adı altında meşrulaştırıldığı ifade edildi.

 

Konuşmada, “Gerçekte olan şey insanların özgürlüklerinden, haklarından ve yaşamlarından mahrum bırakılmasıdır” denilerek, Avrupa’nın savaşlardan kaçan insanlara tel örgüler ve sınırlar dayattığı vurgulandı.

 

“Irkçılık sömürüyü görünmez hale getiriyor”

 

Eylemde yapılan konuşmalarda, İsviçre’de sağ popülist SVP’nin gündeme taşıdığı “10 milyonluk İsviçre” referandumuna da tepki gösterildi. Göçmenlerin konut krizinin, düşük ücretlerin ve ekonomik sorunların sorumlusu olarak hedef gösterildiği belirtilirken, bunun örgütlü ırkçılığı büyüttüğü ifade edildi.

 

Açıklamada, “Konut krizinin nedeni göçmenler değil; barınma hakkını rant aracına çeviren düzendir. Düşük ücretlerin nedeni göçmenler değil; ucuz emek sömürüsünden servet üreten patronlardır” denildi.

 

Göçmenlerin “tehdit” olarak gösterilmesinin, emekçileri birbirine düşürmeyi amaçladığı belirtilen konuşmada, halklar arasında dayanışmanın büyütülmesi çağrısı yapıldı.

 

Açıklamalarda ayrıca, zorla geri gönderme politikalarının yalnızca sınırları kapatmayı değil; göçmenleri korku, belirsizlik ve güvencesizlik içinde yaşamaya zorlayan sistematik bir baskı mekanizmasına dönüştüğü vurgulandı. İnsanların savaş, işkence ve yoksulluk riski bulunan ülkelere gönderilmesinin “güvenlik politikası” değil, yaşam hakkının ihlali olduğu ifade edildi.

 

Dayanışma çağrısı

 

Eylem boyunca sık sık “Zorla geri gönderilmelere hayır”, “Faşizme karşı omuz omuza” ve “Sınırlar değil, dayanışma yaşatır” sloganları atıldı.

 

Yapılan ortak açıklamalarda ise zorla geri gönderme politikalarının normalleştirilmemesi çağrısı yapılarak, bugün göçmenlere yönelik uygulanan baskı politikalarının yarın tüm toplumun özgürlüklerini hedef alacağı vurgulandı. Eylem, dayanışma ve ortak mücadele çağrılarıyla sona erdi.