Ana içeriğe atla
Görsel
pangea_fem_kap

Bern’de 8 Mart: PangeaFeminist göçmen kadınların mücadelesini gündeme taşıdı

İsviçre’nin Bern kentinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen yürüyüşe katılan PangeaFeminist, göçmen kadınların karşı karşıya kaldığı çoklu baskılara dikkat çekti. PangeaFeminist adına konuşan Zelal Karataş, “Kadınların kurtuluşu, patriyarkayı ve kapitalizmi birlikte hedef almadan mümkün değildir” diyerek feminist mücadelenin göçmen kadınların deneyimleriyle birlikte düşünülmesi gerektiğini vurguladı.

 


8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında Bern’de düzenlenen feminist yürüyüşe çok sayıda feminist kolektif, dayanışma ağı ve göçmen toplulukları katıldı. Kent merkezinde gerçekleştirilen yürüyüşte kadınların eşitlik, özgürlük ve şiddetsiz bir yaşam talepleri dile getirilirken, göçmen kadınların karşı karşıya kaldığı özgül sorunlar da gündeme taşındı.

 

Göçmenlerin öz örgütlenmesi olan PangeaKolektif’in kadın ağı olan PangeaFeminist de yürüyüşte yer aldı. Kolektif, göçmen kadınların iltica süreçlerinden çalışma hayatına kadar uzanan çok katmanlı eşitsizliklere dikkat çekmek amacıyla kortejde yerini aldı.

 

Etkinlikte PangeaFeminist adına yapılan konuşmada göçmen kadınların yaşadığı deneyimlerin feminist mücadeleden ayrı düşünülemeyeceği vurgulandı.

 


“8 Mart bir gelenek değil, mücadele çağrısıdır”

 

PangeaFeminist adına konuşma yapan Zelal Karataş, 8 Mart’ın tarihsel anlamına dikkat çekerek konuşmasına şu sözlerle başladı, “Bugün burada 8 Mart’ta bir araya gelmemiz bir gelenek değil; bir mücadele çağrısıdır. 8 Mart, kadınların yüzyılı aşkın süredir yürüttüğü eşitlik, özgürlük ve onurlu yaşam mücadelesinin tarihidir.”

 

Karataş, kadınların oy hakkından çalışma hakkına, kürtaj hakkından eşit işe eşit ücret talebine kadar elde ettiği hiçbir kazanımın kendiliğinden verilmediğini vurgulayarak, bu hakların örgütlü mücadele sayesinde kazanıldığını hatırlattı.

 

Konuşmada ayrıca kadın özgürlüğü mücadelesinin yalnızca patriyarkal yapıya karşı değil, aynı zamanda kapitalist sömürü ilişkilerine karşı da yürütülmesi gerektiği ifade edildi. “Kadınların kurtuluşu, patriyarkayı ve kapitalizmi birlikte hedef almadan mümkün değildir. Çünkü kadın emeğinin sömürüsü ile erkek egemenliği birbirini besler.”

 

Göçmen kadınlar için çoklu baskı

 

Konuşmada özellikle göçmen kadınların karşı karşıya kaldığı çoklu baskı mekanizmalarına dikkat çekildi. Karataş, kadın olmanın patriyarkal sistem içinde başlı başına eşitsizlik anlamına geldiğini belirterek, göçmen kadınların ise bu eşitsizlikleri katlanarak yaşadığını söyledi. “Bizler hem kadın olduğumuz için, hem göçmen olduğumuz için, hem de çoğu zaman mülteci olduğumuz için çoklu baskı mekanizmalarına maruz kalıyoruz.”

 

Karataş, göç yollarında kadınların insan kaçakçılığı, cinsel şiddet, sağlık hizmetlerine erişim sorunları ve çocuklarını koruma yükü altında hayatta kalma mücadelesi verdiğini hatırlattı. Göç sürecinde yaşanan şiddetin sınırlar aşıldığında sona ermediğini belirten Karataş, kamplarda yaşayan kadınların da güvencesiz ve mahremiyetten yoksun koşullarda yaşamaya zorlandığını ifade etti.

 

“Entegrasyon mu, ucuz emek mi?”

 

Konuşmanın önemli başlıklarından biri de göçmen kadınların çalışma hayatındaki konumuydu. Karataş, “entegrasyon” politikalarının çoğu zaman göçmen kadınları ucuz işgücüne dönüştürdüğünü belirtti.

 

“Ucuz emek gücü olarak görülüyoruz. Ama bu da yetmiyor: Göçmen emeği ucuzken, göçmen kadın emeği daha da ucuz.”

 

Temizlik, bakım ve ev içi hizmetler gibi görünmeyen işlerin büyük ölçüde göçmen kadınların omuzlarında olduğunu ifade eden Karataş, eşit işe eşit ücret talebinin göçmen kadınlar için yalnızca bir slogan değil, hayatta kalma meselesi olduğunu vurguladı.

 

Erkek şiddeti ve iltica hakkı

 

Konuşmada erkek şiddeti nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan kadınların iltica başvurularına da değinildi. Karataş, kadınların sistematik şiddetten kaçtıkları halde başvurularının reddedildiğini belirterek bunun politik bir sorun olduğunu söyledi.

 

“Kadına yönelik erkek şiddeti politiktir. Bu nedenle erkek şiddetinden kaçan kadınların iltica gerekçesi de politiktir ve politik olarak tanınmalıdır.”

 

Feminist mücadele için birleşik çağrı

 

Konuşmanın sonunda feminist mücadelenin göçmen kadınların deneyimlerini dışlayan bir çerçevede yürütülemeyeceği vurgulandı.

 

Karataş, kadın mücadelesinin ırkçılığa, sınır rejimlerine, kapitalist sömürüye ve patriyarkaya karşı birlikte yürütülmesi gerektiğini belirterek şu sözlerle konuşmasını tamamladı: “Biz mağdur değiliz. Biz ucuz işgücü değiliz. Biz entegrasyon projelerinin nesnesi değiliz. Biz özneyiz. Biz kadınlarız. Ve birlikte mücadele ettiğimizde güçlüyüz.”

 

Konuşma, uluslararası kadın dayanışmasını selamlayan sloganlarla sona erdi:
“Jin, Jiyan, Azadî”, “Kadın, yaşam, özgürlük” ve “Zen, Zendegi, Azadi.”

 

PangeaKolektif Basın