Bern’de Kemer Sıkma Politikalarına karşı ikinci eylem: “Savaşa bütçe var ama halka yok”
İsviçre’nin başkenti Bern’de, İsviçre Halk Partisi’nin ( SVP) kemer sıkma politikalarına karşı düzenlenen protestolar sürüyor. Federal Parlamento binasının bulunduğu Bundesplatz’da gerçekleştirilen eylemde, sosyal harcamalarda planlanan kesintiler ve artan yaşam maliyetleri protesto edildi. Gösteride, kemer sıkma politikalarının emekçileri, yoksulları, göçmenleri ve mültecileri daha da kırılgan hale getirdiği vurgulandı.
Eylem, PangeaKolektif, KaputtGespart, İsviçre Komünist Gençliği, Jeunes POP, İsviçre Barış Hareketi (SFB), İsviçre Komünist Partisi (SKP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) İsviçre Temsilciliği tarafından organize edildi. Protestoya ayrıca Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) İsviçre örgütü de destek verdi.
Özdemir: “Kemer sıkma bir kader değil, siyasi bir tercihtir”
Eylemde PangeaKolektif adına konuşan Tuncay Özdemir, kemer sıkma politikalarının kaçınılmaz bir ekonomik zorunluluk olmadığını vurgulayarak, bunun açık bir siyasi tercih olduğunu söyledi. Özdemir konuşmasında şu ifadeleri kullandı,“Bugün burada bir gerçeği tekrar hatırlatmak için toplandık: Kemer sıkma politikaları bir kader değildir. Bu politikalar bir tercihtir. Ve bu tercih her zaman aynı yönde yapılır; zenginler korunur, halk yoksullaştırılır.”
“Askeri harcamalar artıyor”
İsviçre’de bütçeden kesinti tartışmalarının yoğunlaştığını belirten Özdemir, sosyal yardımlar, eğitim, sağlık hizmetleri ve konut destekleri gibi alanlarda tasarruf yapılmasının gündeme getirildiğini söyledi. Buna karşın askeri harcamaların artırıldığına dikkat çeken Özdemir, bunun tesadüf olmadığını ifade etti.Özdemir, “Sosyal yardımlardan kesinti yapılması gerektiği söyleniyor ama aynı anda askeri bütçeler büyüyor, silahlanmaya daha fazla kaynak ayrılıyor. Avrupa genelinde militarizasyon hızlanıyor. Bu durum bize açık bir soruyu hatırlatıyor: Savaşa para var ama halka yok mu?” diye konuştu.
Konuşmasında dünyada artan savaş ve gerilimlere de değinen Özdemir, Ortadoğu’daki çatışmaların derinleştiğini, Gazze’de yıkımın sürdüğünü ve farklı bölgelerde askeri gerilimlerin arttığını söyledi. Bu süreçte silah şirketlerinin kazandığını, bedeli ise halkların ödediğini vurguladı.
“Göçmenler bu sistemin kurbanlarıdır”
İsviçre’de artan yaşam maliyetlerine de dikkat çeken Özdemir, kiraların yükseldiğini, sağlık sigortası primlerinin her yıl arttığını ve çalışan yoksulların sayısının büyüdüğünü ifade etti. Özdemir, birçok insanın çalışmasına rağmen ay sonunu getirmekte zorlandığını söyledi. “Göçmenler ve mülteciler bu krizin en kırılgan kesimleri arasında yer alıyor. Ancak şunu açıkça söylemek gerekir: Bu yoksulluğun nedeni göçmenler değildir. Göçmenler bu sistemin kurbanlarıdır.”
Kapitalist sistemin göçmenleri ucuz emek gücü olarak kullandığını, aynı zamanda yerli işçilere karşı bir tehdit gibi gösterdiğini belirten Özdemir, bunun işçi sınıfını bölmeye yönelik bir politika olduğunu söyledi.
“Gerçek şu ki biz birbirimizin rakibi değiliz. Biz aynı sınıfın insanlarıyız. Aynı sistem tarafından yoksullaştırılan insanlarız. Göçmen işçilerle yerli işçilerin çıkarları ortaktır.”
Özdemir, konuşmasını kemer sıkma politikalarına, savaşa ve ırkçılığa karşı ortak mücadele çağrısıyla tamamladı.
İsviçre’de “borç freni” tartışması
Eylemde İsviçre’de kemer sıkma politikalarının temel dayanaklarından biri olan “borç freni” uygulaması da eleştirildi. Bu uygulamanın devlet harcamalarını sınırladığı ve özellikle sosyal alanlarda kesintilere yol açtığı ifade edildi.
Aktivistler, bütçe disiplininin çoğu zaman sosyal yardımlar, eğitim ve kamusal hizmetler üzerinden sağlandığını, buna karşın askeri harcamaların ve güvenlik bütçelerinin büyümeye devam ettiğini dile getirdi.
Mücadele çağrısı
Eylemde yapılan konuşmalarda, kemer sıkma politikalarına, savaş politikalarına ve ırkçılığa karşı ortak mücadele çağrısı yapıldı. Göçmenler ile yerli emekçilerin birlikte hareket etmesi gerektiği vurgulanarak, sosyal hakların savunulmasının ancak kolektif mücadeleyle mümkün olacağı ifade edildi.
Protesto, kemer sıkma politikalarının geri çekilmesi, sosyal harcamaların artırılması ve kamu kaynaklarının toplumun ihtiyaçları doğrultusunda kullanılması çağrısıyla sona erdi.